Merhaba bugünkü yazımızda takip ettiğim ve sevdiğim bloglardan Cemal Alp Solak’ın alpsolak.com adresindeki sultanahmet köftecisi ile alakalı biraz olumsuz da olsa eleştirisini sizlerle paylaşacağım. Bu arada bahse konu sultanahmet köftecisi Sultanahmet meydanında bulunan Selim Usta’nın yeri.
Merhaba herkese,
Bundan böyle bu köşeden sizlere tüketirken başıma gelen iyi ya da kötü deneyimlerimi paylaşacağım. İyi olanı alkışlayacağım ama kötü olana da fena halde çakacağım. İlk kurban ise Tarihi Sultanahmet Köftecisi… Efendim ben bu köfteciye yaklaşık 2 hafta önce uğradım.
Kız arkadaşımla Sultanahmet civarını turladıktan sonra haliyle karnımız acıktı. Meydandan yürürken Sultanahmet Köftecisi’ni gördük ve benim bir anda canım çekti… “Gel hadi yiyelim” dedim.
Kapıdan girerken koca puntolarla “Kredi kartı geçerlidir” yazısı gözüme çarptı ve hemen içeri girdik… Kapıyı bir adam açtı ve ben kendisine kapıyı açarken “Orijinal burası mı?” diye sual ettim. Kendisi “Evvet, efendim buyrun” deyince biz de buyurduk tabii…
Ancak içeri girince bir tuhaflık olduğunu sezdik, birincisi içeride in-cin tek kale maç yapıyordu, üstüne üstlük mekana daha önce gitmiş olduğumuzdan dolayı tamamen farklı bir yer olduğunu anlamak çok zor değildi. Haliyle çıkmaya karar verdik ve ben çıkarken “Bir dahaki sefer görüşmek üzere” dedim.
Sonra ver elini biraz ilerideki orijinal Sultanahmet Köftecisi’ne… Girer girmez kapıda “Kredi kartı geçerli değildir” yazısını okuyunca ay sonu olmasından dolayı az parası olan insanlar olduğumuzdan dolayı bir şok yaşadık. (Vukuat 1.)
“Neyse” dedik canımız çekmiş, nakit öder yeriz…
Sonra oturduk ve siparişi verdik… Kız arkadaşım sipariş verirken “Ekmek arası yapıyor musunuz?” diye sordu. Ancak garsonumuz “Hayır efendim, sadece dışarı servislerde yarım ekmek veriyoruz” dedi… (Vukuat 2)
Kısa bir süre şoke olan kız arkadaşım hemen ardından kendini toparlayıp yarım porsiyon köfte istedi. Ve siparişimizi sonunda verebildik: 1.5 porsiyon köfte ve 1 ayran…
Siparişlerimiz kısa sürede geldi, hızlı servis en azından hoşumuza gitmişti, ancak köftenin olmazsa olması acı sos tabaklarda ya da masanın görüş mesafesinde yer almıyordu. Bilmesek böyle bir sos olduğunu, o zaman acı sos olmadan yerdik elbette köftelerimizi, ancak çok iyi biliyorduk ki her köftecide mutlaka köftenin yanında bir acı sos vardır. Ben hemen “Acı sosu yok muydu bunun?” diye garsona sordum, o da “Getiriyorum efendim” deyip gitti bir yerden aldı ve tabağıma bocaladı. İlk başta cimriydi ancak ben “Koy koy elini korkak alıştırma” dedikçe o da daha fazla koydu tabağıma. Sonunda istediğimiz sosu elde edebilmiştik. (Vukuat 3)
Köfteler bittikten sonra canımız çay çekti, garson tabaklarımızı toplarken “Çay var mı?” diye kendisine sordum. O da “Çayımız yok efendim” dedi. Biz birçok yerde olan şirketten çay uygulaması şöyle dursun, paramızla çay almaya razıydık halbuki… (Vukuat 4)
Biz de kaderimize küsüp hesabı istedik… Hesap geldikten sonra da nakit olarak ödememizi yapıp kalkışa geçtik. Kalkarken ben garsonun yanına gidip “Kredi kartı geçmiyor ve çay yok, bundan dolayı şikayetçiyim” dedim o da sadece yoğunluktan dolayı bunu yapamadıklarını belirtti. Neyse…
Gelelim bu vak’adan çıkaracağımız derslere:
- Meşhur olan yerler, meşhur olmalarını ve her zaman dolu olmalarını fırsat bilip arsızlaşıyor. “Biz ne yaparsak yapalım nasıl olsa satıyoruz” mantığından olsa gerek, müşterileri bir süre sonra önemsememeye başlıyor.
- Ne yaparlarsa yapsınlar masaları her zaman dolu olduğundan ve müşterinin biri gidip biri geldiğinden olsa gerek masada bulunması gereken standart malzemeleri (acı biber, acı sos vesaire) gizli bir köşede saklayıp ne kadar az tüketilirse o kadar kâr sağlarız mantığına bürünebiliyorlar.
- Günlük ciroları oldukça fazla olduğu için bu devirde neredeyse sakız aldığınız mahalle bakkalında bile olan kredi kartı uygulamasına ihtiyaç duymayabiliyorlar. Kısaca ben zaten satış yapıyorum bana cebinde parası olan gelsin mantığını yürütüyorlar.
- Duvarlara ünlü fotoğrafları asmanın, kaliteli ve iyi hizmet sunduklarını ispatlamak için yeterli olduğunu düşünüyorlar.
- Müşteriyle mümkün olduğu kadar az ilişki ve samimiyet kurup yemeklerini yedirip biran evvel postalamayı düşünüyorlar. Çünkü yeni müşteriler hemen gelebilir.
- Müşteri memnuniyeti artık onlar için bir şey ifade etmediğinden bir çay ikramını bile fazla görüyorlar.
- Buradan çıkaracağımız en büyük ders ise sırf adı var diye böyle yerlere gitmektense, seninle ilgilenen, saygı gösteren ve bir işletmenin en büyük değeri müşterisidir mantığını yitirmemiş müesseseleri tercih etmeli ve bizi göz göre kökleyen bu tarz mekanlardan uzak durmamız olsa gerek.
Sevgiler…
Merhaba herkese,
Son Yorumlar